İstanbul’da Eylül’ün ilk haftası her yıl aynı sahneyi tekrarlar. Öğlen Bebek’te ceket fazla gelir. Akşam Kadıköy vapur iskelesinde aynı ceket yetmez. İnsanlar bunu her sene unutur. Gardırop birden ikiye ayrılır: hâlâ yaz sanılan parçalar ve aceleyle askıdan indirilen kışlıklar.
Bu yıl fark, dışarıdaki gürültü. New York’ta moda haftası yeni kapandı, Emmy halısı hâlâ dolaşımda. Ekranda palto açık, altı payetli mini, sivri bot. Şehirde ise metro kapısında rüzgâr var, merdiven ıslak, otobüs 20 dakika geç. İkisini aynı cümlede giymeye kalkınca insanlar ya üşüyor ya da koltuk altında palto taşıyor.
Asıl haber trend değil. Eylül’ün kendisi.
Öğleden sonra Cihangir’de bir kahvenin eşiğinde oturan biri, kalın kazak ve kısa etekle durabiliyor. Aynı kişi üç saat sonra Karaköy’den Taksim’e çıkarken omzunu kaçırıyor. İstanbul’un mevsimi tek parça kabul etmiyor. Sabah 19 derece, akşam 14. Aradaki beş derece, bütün kombin kararını değiştiriyor.
Bu yüzden Eylül’de “güzel duran” ile “yetişen” birbirinden ayrılıyor. Güzel duran, fotoğrafta paltonun içinden görünen parlak kumaştır. Yetişen, tramvayda direğe tutunurken çıkarılabilen trench’tir. İkisi aynı gün içinde gerekebilir. Çoğu kişi ikincisini evde bırakıp birincisiyle çıkıyor. Sonra durakta titreşiyor.
Palto meselesi de burada bozuluyor. Kasım için alınan ağır yün, Eylül akşamında erken. İnce yazlık ceket ise Beşiktaş rüzgârında şaka gibi. Ortada duran parça trench ve orta ağırlıkta yün. Renk de bu yüzden deve tüyü ve lacivert oluyor; çünkü leke, toz ve yağmur bu iki renkte daha az bağırıyor. Siyah da durur. Ama Eylül siyahı kış siyahı değil. Daha ince, daha açık yakalı.
Ayakkabı ikinci kırılma. Pistteki sivri topuk, Galata yokuşunda anlamını yitiriyor. Loafer, kalın çorap, düz taban bot bu ayın gerçek evrakı. Topuk giyilecekse mesafe kısa olacak. Bunu herkes biliyor, yine de ilk davete ince topukla gidiliyor. Ertesi gün ayak şiş, kombin unutuluyor.
Kumaş da mevsimi ele veriyor. Saten Eylül’de ancak paltonun altında duruyor. Tek başına kaldırımda üşütüyor. Triko tam tersi: sabah fazla, akşam yetiyor. O yüzden bu ayın en işe yarar üstü, çıkarılıp çantaya girecek ince bir katman. Balıkçı, ince hırka, gömlek. Tek kalın kazakla çıkmak, öğleni kaybettiriyor.
İstanbul’un bir de mesafe sorunu var. Evden işe tek durak değil. Vapur, aktarma, yokuş, bazen yağmur. Kıyafet yürümeyi kaldıracak. Etek yere değmemeli. Palto kapıya sıkışmamalı. Çanta elde sallanmamalı; omuz veya kol. Bunlar stil notu değil, şehir notu. Defile bunu yazmaz. Durak yazar.
Eylül’ün gizlisi, evdeki eski parça. Geçen kışın paltoşu hâlâ duruyorsa önce onu çıkar. Yeni sezonun ekose paltosu vitrinde durabilir. Üzerinde durup durmadığına bak. Omuz düşüyorsa fotoğraf güzel olsa da sokakta ucuz durur. Astar söküğü küçükse tamir ettir, yenisini alma. Bu ay zaten herkes aynı anda dışarı çıktığı için kuru temizlemeler doluyor. Bunu da hesapla.
Kadınlar için tekrar edilen “mini üzerine palto” formülü İstanbul’da ancak akşam ve kısa mesafe için işe yarıyor. Gündüz ofise, velhasıl metroya, o haliyle girilmiyor değil; giriliyor. Ama klima ile rüzgâr arasında ter ve üşüme aynı anda geliyor. Çorap inceyse akşam kesiyor. Kalınsa öğlen boğuyor. Bu ayın çorabı yarı şeffaf değil, ince opaktır. Kimse bunu söylemez çünkü sıkıcıdır. Sıkıcı olan işe yarar.
Erkek tarafında da aynı savrukluk var. Yazlık gömlek, üzerine mont. Ya da birden kışlık kaşe. Ortası yine blazer ve trench. Kot ceket Eylül’de hâlâ duruyor; Kasım’da durmaz. Bunu da her sene geç öğreniyoruz.
Magazinin sevdiği kare başkadır: Boğaz, gece, payet, pasta. Şehrin asıl karesi başkadır: buğu tutmuş cam, koltukta sıkışmış palto, elinde kahve, ıslak basamak. İkisi de İstanbul. Biri davet. Öbürü salı akşamı.
Eylül’ü doğru giymek cesaret değil. Tahmin. Sabah ince katman, çantada ikinci katman, ayakta düz taban. Paltoyu öğlen çıkarıp akşam tekrar giyebileceğin bir şey seç. Parıltı istiyorsan küpede, çantada, tek bir eteğin kumaşında kalsın. Tepeden tırnağa parlaklık bu şehirde Eylül’ü taşımaz. Rüzgâr götürür.
Yaz bitmedi sanmak da kış geldi sanmak da aynı hata. Mevsim arada. Kıyafet de arada duracak.
Yorumlar (0)